Pasted Graphic

TANITIM YAZILARI

Korkut Boratav, 2012, Kapitalin İzinde Üç Marksist, Radikal Kitap, 7 Aralık. (Makaslanmamış versiyon)

Mustafa Sönmez, 2012,
Kapitalin İzinde’ Maraton Koşucuları, Cumhuriyet, 15 Aralık.

Alper Duman, 2013, Kapital'in İzinde":Teori,Eleştiri,Uygulama ve Gelecek, Mesele Kitap Dergisi, Mart.

============================


Kapital’
in İzinde’nin Giriş’i ve İçindekiler


İlk aşk


Çok değil, daha on yıl önce, ünlü “Milenyum” (binyıl) karşılanırken pek moda olan yaklaşımlar, günümüzde tarihin çöplüğünde hazin sonlarını yaşıyor. Ne “tarihin sonu”ndan bahseden var artık, ne “postmodern çağ”dan. Şimdi herkes yeniden kapitalizmin derin buhranından, neoliberalizmin sonundan, sınıf mücadelesinden söz eder oldu. Tabii, tarih geri gelince Marx da bütün azametiyle avdet etti! Bu dev kriz döneminde doğal olarak koltuğunun altında
Kapital ile!

Sadece bu bile elinizdeki kitabı anlamlı kılıyor. Bu kitaptaki yazılar, adı üstünde,
Kapitalin İzinde olduğunu açıktan deklare ederek, Marx’ın kapitalizmi anlama ve dönüştürme yolundaki muazzam çabasına sahip çıkan bir konumdan yazılmış çalışmalar. Marx’ın, kapitalizmin dinamiklerini, özgünlüğünü, tarihiliğini çözümlemesi en yetkin şeklini Kapitalde almıştır. Üniversitelerde bıktırana kadar okutulan, sonra krizler patlak verdiğinde yalan yanlış olduğu anlaşılan, sonra hacı yatmaz gibi yeniden yerinden doğrularak üniversitelerde bıktırana, kusturana kadar okutulmaya devam eden, kapitalizmi hem ebedi, hem de varolabilecek dünyaların en iyisi olarak ilan eden resmi iktisatın karşısında tek başına Kapital vardır. Tek başına onlara yeter de! Bu hâkim iktisat anlayışının üzerini örttüğü, açıklayamadığı, öngöremediği kapitalist dinamiklerin tahlili, kapitalizmin iç çelişkileri Kapitalde sistematik bir biçimde adım adım inşa edilmiştir. Bu yanıyla, kapitalist ekonomilerin gidişatını anlamak için bu devasa eserden başlamak, onun izini sürmek, her şeyden önce bilimsel dürüstlüğün gereğidir. Ama aynı zamanda, kapitalizmin sömürdüğü, vasıfsızlaştırdığı, manen ve maddeten göreli bir yoksullaşmaya maruz bıraktığı, kendi işine yaramadığında kullanılmış bir mendil gibi fırlatıp attığı, böylece her türlü yaşam olanağından yoksun bıraktığı, çocuklarını güvencesiz bir geleceğe mahkûm ettiği, mücadele ettiğinde bastırdığı, isyan ettiğinde, ta ki büyük proleter devrimleri zafere ulaşana kadar ezdiği, milyarlarca ve milyarlarca işçiye ve ailelerine de bağlılığın, insanlığın geleceğini onlarda görmenin bir ifadesidir.

İşte bu bağlamda, bu kitapta yazıları yayınlanmakta olan yazarlar olarak biz, o pek ürkütücü “dogmatiklik” iddialarına güler geçeriz. Çünkü bu iddia, dünyayı sermayenin gözlerinden seyreden, onun ihtiyaçlarına göre teori üretip onun hâkimiyetini ve kudretini yeryüzünün bütün mülksüzlerinin yararına uygunmuş gibi göstermeyi görev edinmiş, onun günlük ihityaçlarına “döviz düştü, altın çıktı” ayarında, sarraf ağzıyla hizmet eden resmi teorisyenlerden gelmektedir. Onun için ciddiye alınacak bir yanı yoktur. Bize “19. yüzyılın teorilerini savunuyorsunuz” diyenlere, bugünkü resmi teorinin temellerini oluşturan John Locke, David Hume ve Adam Smith’in 17. ve 18. yüzyılda yaşamış ve yazmış olduğunu hatırlatırız. Daha da önemlisi,
Ulusların Zenginliği’nde Adam Smith’in de, Kapital’de Marx’ın da kapitalist üretim tarzının temel işleyiş mekanizmalarını ortaya koymak üzere çalışmış olduğudur. Kapitalizm devam ettikçe ya biri, ya öteki, bazen de ortaklaştıkları ölçüde ikisi de haklı olacaktır. Bu temel yapının üzerinde yükselen ikincil özellikler elbette teorik olarak çözümlenmelidir. Ama temeldeki sürekliliği yadsımadan, onun sağladığı zemin üzerinde.

İşte buradaki yazılar bu anlamda
Kapital’in İzinde yazılmıştır. Onun büyük keşiflerini sadece tekrar etmek amacıyla değil. Bu keşiflerin sayesinde daha ileriye gitme çabasıyla. İlkin yukarıda söylediğimiz anlamda. Kapitalizmin yeni olan yanlarını sağlam bir temelde kavrayabilmek için. Ama aynı zamanda bir başka anlamda. Kapital, üç kalın cildine, hatta “Kapital’in dördüncü cildi” olarak anılan Artık Değer Teorileri’ne rağmen, Marx’ın kitap için hazırladığı planlara bakıldığında görüleceği üzere (kitaptaki yazılardan bir tanesi bütünüyle bu soruna ışık tutmak için yazılmıştır), Marx’ın gerçekleştirebildiği kısmıyla, devasa bir projenin sadece başlangıç aşamalarını oluşturan bir kitaptır. Bu demektir ki, Marx’ın emek değer ve artık değer teorilerinin, yani Kapitalin muhtevasının tamamlanmamış bir proje olduğunun kavranması elzemdir. İşte, bu ihtiyacın kendisi, elinizdeki kitabın yazarlarını yıllardır motive eden ve bir arada tutan bir başka faktördür.

Umuyoruz ki, bu kitapta yer alan bazı yazılar, Marx’ın analizini, onun yöntemini uygulayarak ileri taşımada birer halka rolünü oynayabilir. Bu kitapta yer alan, Marx’ın ele almayı planladığı, ama ömrü vefa etmediği için giremediği iki önemli alana, devlet ve uluslararası ticaret konularına giren çalışmalar, emek değer teorisinin uygulanma alanının sınırlarını genişletme çabaları olarak görülebilir. Öte yandan, emek değer teorisi öteden beri Marksistlerin elinde kapitalizmin emek sömürüsüne dayanan özünü eleştirmek için çok önemli bir teorik araç olmakla birlikte, verili bir kapitalist ekonomiyi ampirik olarak çözümleyebilecek yetkinliğe ve dolayısıyla operasyonel biçimde kullanılmaya henüz ulaşamamıştı. Bu alanda yapılan ilk çalışmaların bazı sonuçlarını, ABD ve Türkiye ekonomisi üzerindeki ölçümler temelinde “sosyal ücret” ve “refah devleti” konularını ele alan makalelerde görmek mümkündür. Bu son iki konunun ayrıca kapitalizmin 20. yüzyıldan itibaren geliştirdiği yeni biçimlere yönelik Marksist bir bakış açısı geliştirmek olarak okunabileceği de ortada.

Son yıllarda küresel neo-liberalizmin iflası ile özellikle gençler arasında Marksist teori ve pratiğe ilginin arttığı aşikâr. Genç okuyucu, bu kitaptaki yazılarda
Kapitalin muhtevasına, planına, yöntemine ilişkin yazılardan başlayarak, emek değer teorisinin inceliklerine, farklı alanlara uygulanmasına, Sraffacı yorumlarına giren yazılara kadar Marx’ın kapitalizm tahlilinin derinliğini, kapsamını, zenginliğini bulacaktır.

Kitabı oluşturan yazıların çoğunluğu erişimi nispeten zor olan dergilerde, kitaplarda, ansiklopedilerde yayınlanmıştı. Bir kısmı orijinal olarak yazıldığı İngilizce’den Türkçe’ye henüz çevrilmemişti, bir kısmı ise hiçbir dilde henüz yayınlanmamıştı. Çoğunluğu internet çağından önce yazıldığı ya da yayınlandığı için dijital ortama aktarılmamış yazılardır. Yazıların çoğu, ya yayınlandığı dönemin teorik tartışmalarına katkı niteliğindedir ya da yeni tartışmaları başlatan türdedir. Her bir yazının, ele aldığı konu ve sorunların günümüz bağlamında önemi, konuya ilişkin daha geniş literatür içinde konumlanışı, yer yer yaşadığı serüven, o yazının başına konulmuş olan kısa sunuşta ortaya konuluyor.

Geriye açıklanması gereken bir tek şey kalıyor. Kitaptaki yazıların bazıları 70’li yıllarda yazılmış. 40 yıla yayılan bu teorik ısrar nereden geliyor? Bu kitapta yazıları bir arada yayınlanmakta olan üç yazar (birlikte yazı yazdığımız arkadaşlarımız için de aynı şeyin söylenebileceğini sanıyoruz, ama kendi adımıza konuşalım) hayatlarının erken bir aşamasında işçi sınıfının kapitalizm tarafından sömürü ve baskıya mahkûm edilmiş olan bu dünyayı değiştirecek esas güç olduğu fikrine ikna olmuş ve onun mücadelesine gönül vermiş insanlardır. Her birinin bu mücadeleye geliş ve ona bağlanış yolu da farklı olmuştur, bugün o mücadele ile kurdukları ilişki biçimi de farklıdır. Ama onları bir şey birbirine bağlıyor. Marx’ın modern çağın temel gizini çözdüğü, muammasını herkes için görülebilir hale getirdiği ve yıkılışının bütün dinamiklerini ortaya koyduğu kapitalizmin anlaşılması için
Kapital’in ve yönteminin önemini nispeten erken bir aşamada kavramak. Her üç yazar da, akademik çalışmalarının en verimli çağında bu kitaba ve bu yönteme ilişkin çalışmalar yapmıştır. Her üçünün doktora tezi de, konuları bütünüyle farklı olmakla birlikte, esas olarak Marx’ın Kapital’i ile ilgilidir. Her üç yazar da daha ileri yaşlarında da Kapital’e geri dönmüşlerdir. Nail Satlıgan, Mehmet Selik çevirisi temelinde Kapital’in birinci cildini Almanca aslından yeni bir edisyon çerçevesinde yayınlamış ve buna “Doğrudan Üretim Sürecinin Sonuçları” olarak tanınan ünlü “Yayınlanmamış Altıncı Bölüm”ü çevirerek eklemiştir. Ahmet Tonak ile Sungur Savran da İstanbul Özgür Üniversite’de birkaç yıldır yoğun bir Kapital seminerleri dizisini yönetmektedir.

Yani Marx ve
Kapital, bizim komünizmle kurduğumuz bağda unutulmamış bir ilk aşk niteliğini taşıyor. Bu kitap işte o aşkın ilanıdır.

Nail Satlıgan, Sungur Savran, E. Ahmet Tonak

Pasted Graphic 2
Pasted Graphic 3
Pasted Graphic 4
Pasted Graphic 5