KAPİTAL’İN İZİNDE ÜÇ MARKSİST

Korkut Boratav



Marksist iktisadın Türkiye’de önde gelen temsilcilerinden üçü, Nail Satlıgan, Sungur Savran ve E. Ahmet Tonak kırk yıla yaklaşan bir süre içinde kaleme aldıkları çalışmalarından bazılarını
Kapital’in İzinde başlığı altında derlemişler. (İstanbul 2012, Yordam Kitap). Kitabın başlığı, içeriğini de aşağı yukarı açıklıyor: Öncelikle Kapital’den hareket ederek, iktisatçı Marx’ın katkılarını okurlara aktarıyorlar; çeşitli çevrelerin eleştirilerine karşı savunuyorlar; yeni baştan yorumlayarak veya Marx’ın doğrudan geliştiremediği bazı alanlara girerek, Büyük Usta’nın analizini ileriye taşımaya çalışıyorlar.

Bu işi çok iyi yapabilecek olan, akademik kökenli üç iktisatçı söz konusudur. Mesleklerinin ilk aşamalarından itibaren Marksist iktisadın en çetin alanları ile cebelleşmeyi yeğlemişlerdir. Ve temelleri güçlü olduğu için sonraki yıllarda burjuva iktisadının kuramsal eleştirisini rahatlıkla üstlenebilmişlerdir.

Pasted Graphic

Nail Satlıgan, birkaç yıl önce, Kapital’in I. cildinin ortak çevirmenliğini (Mehmet Selik’in 1966-67 çevirisinden hareket ederek) üstlendi; daha önce Almanca aslından yayımlanmamış uzun bir bölümü de bizzat çevirdi ve ciddi bir çabanın ürünü olan ayrıntılı bir sözlükçeyi de bu vesileyle hazırladı. Nail’le tanışmak, tartışmak, söyleşmek fırsatı bulanlar, Marx söz konusu olduğunda, konuşmaktan çok, dinlemeyi yeğleyen bu sakin, gösterişsiz insanın kuramsal zenginliğini, derinliğini giderek fark etmişlerdir. Nail, bu bilgeliğini yazıya dökmekte, bir hayli “hasis” davranmıştır. Çok çeşitli yerlerde dağılmış olan bu yayınlardan bir bölümünün bu derlemede toplanmış olması, bu nedenle, büyük bir kazançtır.

Sungur Savran, 12 Eylül-YÖK döneminde Üniversite’den ayrıldı; Türkiye üniversitelerine tekrar dönmedi. Çalışmalarını, yazdıklarını, araştırmalarını Marx’ın “Filozoflar” için önerdiği “11. Tez” (yani “dünyayı değiştirmek”) alanında yoğunlaştırdı. (1980’li yıllarda Sungur’la birlikte bu başlığı taşıyan bir dergi çıkarmıştık.) Bu yüzden Sungur, kuramsal, akademik görüntülü savları, katkıları sosyalist siyasetin ince uzantılarına şaşırtıcı bir yetkinlikle taşır. Buralarda amansız bir polemikçidir. Arada bir bu gibi konularda tatlı tatlı tartıştığımız ve kendisini (tahminen) yarı-yarıya haklı bulmuşluğum olmuştur. Ancak, bu özellikleri Savran’ın Marksist iktisadın incelikleri, derinlikleri üzerindeki kavrayışını gölgelemez. Nitekim,
Kapital’in İzinde’deki yazıları, 1977’den bu yana bu alanda Türkçe ve İngilizce katkılarını içeriyor; parlak kuramcı kimliğini ortaya koyuyor.

E. Ahmet Tonak ise, Marksist formasyonunu diğer iki yazarın aksine Türkiye dışında, ABD’de edindi. Uzun yıllar orada hocalık yaptı. Anwar Shaikh ile birlikte kaleme aldığı önemli bir yapıt, 1994’te Cambridge University Press tarafından İngilizce; 2012’de
Milletlerin Zenginliğinin Ölçülmesi: Ulusal Hesapların Ekonomi Politiği başlığı altında Türkçe yayımlandı. Bu çalışmanın Önsöz kesiminde bana da teşekkür edilir; ancak bu çalışması sırasında Ahmet’i “devam et” diye yüreklendirme dışında bir katkım olmamıştır. Ahmet Tonak, Amerika’da çalıştığı yıllarda Türkiye’den hiç kopmadı. Fırsat buldukça geldi; ders verdi. Sonunda Türkiye’ye yerleşti ve çok iyi yaptı. Bugünlerde İstanbul’da Kapital seminerleri yürütmekte; birikimini gençlerle paylaşmaktadır.


***


Üç yazarın,
Kapital’in İzinde’de yer alan yazılarının kapsamına kuşbakışı göz atalım.

Bir kere, yukarıda da değindiğim gibi yazarlar, burjuva iktisadının inceliklerini çok iyi bilen iktisatçılardır. Bu nedenle Marksist iktisadı aktarıp tartışırken, Batı kökenli ders kitaplarıyla iktisadı öğrenmiş olanların rahatlıkla izleyebilecekleri bir anlatım biçimini kullanmaktadırlar. 1960 sonrasında Marx’ı Türkiye aydınlarına tanıtan Sovyet politik iktisat kitaplarının taşıdığı bu sakınca, artık aşılmıştır.

Kapital’
in çekirdeğini oluşturan değer kavramı ve (Engels’in belirlemesine göre), “Marx’ın bilim tarihine yaptığı en önemli iki katkıdan biri olan artı değer kuramı”, derlemenin ilk iki bölümünde üç yazar tarafından inceleniyor; anlatılıyor ve Marksist politik iktisadın ana yapısına yerleştiriliyor. Nail Satlıgan bu konudaki anlatımlarını bir tanıtım yazısı ile “filolojik bir deneme” içinde; ayrıca Gouverneur ile Sweezy’nin katkılarını tartışarak yapıyor. Savran, sorunu, kapitalist üretim biçiminin kapsamlı ve uzun bir analizi içinde ele alıyor. Tonak ise, aynı çerçeveyi, Kapital’i içerik ve yöntem olarak inceleyen üç yazıda, (elbette “kendi yoğurt yiyişi içinde”) işliyor.

Bu hareket noktasından genellikle Marksist iktisadın çok tartışılan,
değerlerin fiyatlara dönüşümü sorunsalına geçilir. Savran ve Tonak bu sorunu, çağdaş katkıların, polemiklerin ışığı altında inceliyorlar. Satlıgan’ın bu tartışmayı “abes” gördüğünü sanmıyorum; ama o, Marx’ın “komünizm tasarımı” üzerinde bir denemeyi kaleme almayı yeğlemiş.

Sungur Savran, doktora çalışmalarından başlayarak klasik politik iktisadın Marx’tan önceki en büyük temsilcisi olan Ricardo’yu incelemiştir. Ricardo’nun toplu yapıtlarını (önemli bir “sunuş” yazısıyla birlikte) yayına hazırlayan Piero Sraffa,
Malların Mallarla Üretimi adı altında yayımlanan yapıtında neo-klasik iktisadın temellerini sarsacak bir eleştiri geliştirmişti. Bu yapıt, Dobb ve Meek gibi İngiliz Marksistleri tarafından, klasik politik iktisat geleneğini Marx’la birleştiren önemli bir katkı olarak kabul edilmişti. Ne var ki, kısa bir süre sonra, Sraffa’nın katkısını Marx’ı eleştirmek için kullanan bir akım ortaya çıktı. Sungur bu akımın temsilcileriyle amansız bir polemik başlattı; yazıları Batı’da yayımlandı; bu derlemede de (Ricardo üzerindeki bir yazıyla birlikte) yer alıyor.

Üç yazarın, (kendi ifadeleriyle) “
Marx’ın planladığı, ama ömrü vefa etmediği için yeterince giremediği alanlara” ilişkin çalışmaları; ayrıca eski kavramların, önermelerin çağdaş koşullarda işlerlikleri üzerindeki yazıları da derlemede yer alıyor. Nail Satlıgan, önce “dış ticaret yoluyla sömürü” sorunsalını “eşitsiz değişim” yaklaşımı içinde inceleyen bir akımı eleştiriyor; sonra da neo-liberal dönemde finans kapitalin çelişkilerini ve bunalım ortamının kronikleşmesini inceliyor.

Üretken ve üretken olmayan emek, genel olarak ve günümüz toplumlarında nasıl ayrıştırılabilir? Sömürü ilişkileri açısından konumları nedir? Ahmet Tonak bu soruları, Savran ve Yiğit Karahanoğulları ile birlikte gündeme getiriyor; tartışıyor. Yine Tonak,
Milletlerin Zenginliğinin Ölçülmesi’nde incerlenen temel sorunu açıyor; güncelleştiriyor: Günümüzde kullanılan millî muhasebe sistematiği ile Marksist iktisadın temel kavramları arasında bir köprü kurulabilir mi? Ve örneğin artı değer oranına bu güzergâhtan ulaşmak mümkün olabilir mi? Bu sorular, (“düzenleme okulu” da aynı açıdan incelenerek) kitaptaki dört makale ile Türkiye ve tekrar ABD koşullarına taşınıyor.


***


Nail, Sungur, Ahmet’le arkadaşlığım uzun yıllara gider. Aynı dünya görüşünü paylaşırız. Anlaştığımız alanlar, fikir ayrılıklarımıza baskındır. Bu meslektaşlarımın yazılarından birkaçına ilk kez ulaşmamı mümkün kılan; bildiğim, önem verdiğim yayınlarını da derleyerek sunan
Kapital’in İzinde’nin yayımlanmasından elbette sevinç duydum.

Ancak kitap, bu öznel değerlendirmenin ötesinde çok önemlidir. Neo-klasik, neo-liberal, “ana-akım” iktisat öğretilerinin yetersizliklerini, günümüz koşullarındaki iflâsını algılayanlara; bir zamanlar politik iktisat olarak bilinen şanlı sosyal bilim geleneğinin önemini fark edenlere
Kapital’in İzindeyi hararetle tavsiye ediyorum.

Sanıyorum ki kitabın okurları, Marksist iktisadın günümüz dünyasının kavranmasına eşsiz olanaklar getirdiğini; yaşayan, günümüzde de gelişmekte olan bir akım olduğunu algılayacaklardır. Ve bu geliştirme sürecine Türkiye’den iktisatçıların da katkılar yapmasından kıvanç duyabileceklerdir.